Su İdareleri Personelinin 4483 Sayılı Kanun Kapsamındaki Durumu
- Yusuf MERDOĞLU
- 22 Ara 2025
- 17 dakikada okunur
ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞININ GÖRÜŞÜ
ÇERÇEVESİNDE, SULAR İDARELERİ PERSONELİNİN 4483 SAYILI
MEMURLARIN VE DİĞER KAMU GÖREVLİLERİNİN YARGILANMASI
HAKKINDAKİ KANUNDA YERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME
Yusuf MERDOĞLU1
1. GİRİŞ
Memur yargılaması ile ilgili olarak ülkemiz hukukundaki tarihi gelişimi ve mevcut
sistemler içindeki yerini inceleyecek olursak, konuyu, 1871 (1288) tarihli Memurin
Muhakematına Dair Nizamname ile muhakeme sistemi kabulünden itibaren incelemeye
başlamamız gerekir. Bu Nizamnameye göre, ön soruşturma idare tarafından yapıldığı gibi, son
soruşturma da yine idare tarafından yapılmakta ve ceza idare mahkemelerince verilmekteydi.
Sonuçta cezayı tayin edenler idare kurulları idi. Bu kurulların mahkûmiyet kararlarına karşı da,
daha yüksek idare kurullarına başvurulmaktaydı. 1913 tarihinde bu kez bir Kanun ile
memurların işledikleri suçlarda izlenecek yargılama kuralları yeniden düzenlenmiştir.
“Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat” (MMHKM) isimli bu Kanun 1876
Anayasası döneminde kabul edilmiş olan geçici kanunlardan olduğundan, Hükümetçe yapılmış,
ancak o dönemde Meclis tarafından tasdik edilmediği için aynı adla 1999 yılında kaldırılana
değin uygulanmıştır. Yargılama birliği prensibinden etkilenilerek çıkarıldığı düşünülen bu
Kanun’un önceki Nizamname’den ayrıldığı başlıca nokta, son soruşturmanın yapılmasını adli
mahkemelere bırakmış olmasıdır. Bu Kanun ile birlikte memur yargılaması açısından
ülkemizde tahkik sistemine geçilmiştir. Anılan Kanun’un 1 inci maddesinde; memurların
memuriyet görevlerinden doğan ya da görevlerini yaptıkları sırada işledikleri suçlarından
dolayı yargılanmalarının, yasada öngörülen koşullar altında adliye mahkemelerine ait olacağı
belirtilmekteydi. Böylece maddede, Kanunun uygulama alanı hem kişi hem de konu
bakımından gösterilmiştir. MMHKM uyarınca soruşturma yapılabilmesi için, suç
oluşturan eylem ya görevle bağlantılı olmalı ya da görev sırasında işlenmelidir. Aksi
takdirde, kovuşturma genel hükümlere göre yapılacaktır. Görüldüğü üzere, Kanunun
uygulama alanı oldukça geniş tutulmuştur. Ancak zaman içinde, bazı özel Kanunlarla kimi
suçlar MMHKM dışına çıkarılmış, yargılama alanında memur kavramını daraltan yargısal
kararlar verilmiş ve nihayet öğretide de bu Kanun aleyhinde gitgide güçlenen bir akım kendisini
göstermiştir. Böylelikle, memurların yargılanması ile ilgili özel düzenlemenin uygulama alanı
daralmış, memur soruşturması konusunda genel hükümlere yaklaşan bir gelişme gözlenmiştir.
Öte yandan, bu gelişmelerin en önemli sacayağını teşkil eden ve ülkemizde memur
yargılamasına temel oluşturan değişiklik 1982 Anayasası ile olmuştur. 1982 Anayasasının 129.
maddesinin son fıkrasında yer alan bu hükme göre; “Memurlar ve diğer kamu görevlileri
hakkında işledikleri iddia olunan suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılması, kanunla
belirlenen istisnalar dışında, kanunun gösterdiği idari merciin iznine bağlıdır”. Nitekim tahkik
sisteminden “izin” sistemine geçişin temel dayanaklarından birisini oluşturan bu Anayasal
hüküm doğrultusunda sonradan 4483 sayılı Kanun çıkarılmıştır. 3.12.1999 tarihli Resmi
Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu
Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun ile memurlar ve kamu görevlilerinin
görevleri sebebiyle işledikleri iddia olunan suçlardan dolayı Cumhuriyet savcılığı
tarafından kovuşturma yapılabilmesi, “izin” şartına bağlanmıştır.
Bu makale esasında, “İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Çalışanlarının 4483 Sayılı
Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Kanunu Kapsamındaki Yeri” başlıklı
mahalli idareler dergisinde 2018 yılında yayınlanan makalem esas alınarak
hazırlanmakla birlikte2, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Yerel Yönetimler
Genel Müdürlüğü’nün 20.12.2022 tarihli … Sular İdaresi Genel Müdürlüğüne verdiği görüş
yazısı ile yargı kararları ve özellikle Danıştay Birinci Dairenin 5/11/2019 tarihli ve
E:2019/1697, K:2019/1460 sayılı kararı mercek altına alınarak son değişikliklerin uygulayıcılar
açısından hukuk âleminde ne ifade ettiği üzerinde durulacaktır.
2. 4483 SAYILI KANUN UYGULAMASI
4483 sayılı “Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun”
04.12.1999 gün ve 23896 sayılı T.C Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Kanunun TBMM’ye sevk edilen genel gerekçesinde; “...Devletin ve diğer kamu tüzel
kişilerinin genel idare esaslarına göre yürüttükleri kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve
sürekli görevleri kamusal yetki ve usuller kullanılmak suretiyle ifa eden memurlar ve diğer
kamu görevlilerinin bu görevleri sebebiyle işledikleri suçlar nedeniyle doğrudan doğruya ceza
kovuşturmasına tabi tutulmaları, kamu hizmetinin işleyişinde aksamalara ve kamu otoritesinin
saygınlığının zedelenmesine yol açabilir. Bu sakıncaları gidermek, memurlar ve diğer kamu
görevlilerini asılsız isnat ve iftiralar karşısında korumak için bunların görevleri sebebiyle
işledikleri suçlar hakkında adli makamların kovuşturma yapmasından önce idarenin bir
inceleme yapmasını ve bu incelemenin sonucuna göre olayın yetkili ve görevli adli merciye
intikal ettirilmesini öngören sistemler geliştirilmiştir. (4483 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesi
ile yürürlükten kaldırılan) Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat... konu ve
kapsam yönünden de sakıncalar taşımaktadır. Bu sakıncalar görev sırasında işlenen, ancak
görevle ilgisi bulunmayan suçların da bu kanun kapsamında bulunması nedeniyle belirtilen
suçlar hakkında adli mercilerce doğrudan soruşturma yapılmasına olanak verilmemesi...
olarak özetlenebilir... Belirtilen sakıncaları gidermek için... görev sırasında işlenen fakat
görevle ilgisi bulunmayan suçlar kapsam dışı bırakılmak suretiyle sistemin uygulama alanının
daraltılması öngörülmüştür...” denilmektedir.
Bu yasal düzenlemeler ve genel gerekçe karşısında, 4483 sayılı Kanunun uygulanabilmesi için kamu görevlisine yürürlükteki yasal hükümler çerçevesinde bir görev verilmiş olması ve kamu görevlisinin de bu görevini ifa ederken bir suç işlemesi gerekir. Diğer bir ifade ile kanun koyucunun 4483 sayılı Kanunun genel gerekçesinde belirttiği gibi; görev sırasında işlenen ve fakat görevle ilgisi bulunmayan suçlar için bu Kanun hükümleri uygulanamaz. Anayasanın 128 inci maddesinde “Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür. Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları,
görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. (Ek cümle: 12/9/2010-5982/12 md.) Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır. Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları, kanunla özel olarak düzenlenir.” 129 uncu maddesi “Memurlar ve diğer kamu görevlileri Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlüdürler. Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez. (Değişik: 12/9/2010- 5982/13 md.) Disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz. Silahlı Kuvvetle mensupları ile hâkimler ve savcılar hakkındaki hükümler saklıdır. Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir. Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılması, kanunla belirlenen istisnalar dışında, kanunun gösterdiği idarî merciin iznine bağlıdır.” hükümleri yer almaktadır.
4483 sayılı Kanunun Kapsam başlıklı 2 nci maddesinde; “Bu Kanun, Devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürüttükleri kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa eden memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlar hakkında uygulanır. Görevleri ve sıfatları sebebiyle özel soruşturma ve kovuşturma usullerine tabi olanlara ilişkin kanun hükümleri ile suçun niteliği yönünden kanunlarda gösterilen soruşturma ve kovuşturma usullerine ilişkin hükümler saklıdır. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali genel hükümlere tabidir. Disiplin hükümleri saklıdır. (Ek: 2/1/2003-4778/33 md.) 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 243 ve 245 inci maddeleri ile 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 154 üncü maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında açılacak soruşturma ve kovuşturmalarda bu Kanun hükümleri uygulanmaz.” hususlarına yer verilmiştir.
Bu çerçevede 4483 sayılı Kanun kapsamına giren memurları tespit etmek amacıyla aşağıdaki kriterler dikkate alınmalıdır.
* Öncelikle memurun tabi bulunduğu kurumun teşkilat kanunu esas alınmalıdır. Şayet
suçların soruşturulması bakımından özel hükümlere tabi olduğu yönünde hüküm
mevcut ise 4483 sayılı Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, kapsam dâhilinde kabul
edilmelidir.
* Teşkilat kanunlarında MMHKM uygulanmayacağı ve genel hükümlere tabi olacağı
yönünde hükümler mevcut ise 4483 sayılı Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca,
kapsama girmediği kabul edilmelidir. Keza, kamu iktisadi teşebbüslerinin personeli
kanun kapsamında değildir. Zira 4483 sayılı Kanunun 17 nci maddesi ile 339 sayılı
KHK’nin 11 inci maddesinin (d) bendi değiştirilerek teşebbüs genel müdürü ile
yönetim kurulu üyelerinin görevlerini icra sırasında işledikleri suçlardan ötürü
takibat yapılabilmesi için ilgili bakanın iznine bağlı olup, bu konuda 4483 sayılı
Kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş, böylece KİT’lerde çalışan diğer
görevliler genel hükümlere tabi tutulmuşlardır.
Buradan hareketle Su ve Kanalizasyon İdaresi uhdesinde görev yapan personelin, 4483
sayılı Kanun çerçevesindeki durumlarına ilişkin aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır.
3. SULAR İDARELERİ ÇALIŞANLARI YÖNÜNDEN 4483 SAYILI
KANUNUN İNCELENMESİ
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa göre bir suç işlendiğinde önce Cumhuriyet
savcısı tarafından hazırlık soruşturması yapılır. Bu aşamadan sonra iddianame kabul edilmesi
durumunda mahkeme önünde kovuşturma aşamasına geçilir. Suçun ortaya çıkmasından
hükmün kesinleşmesine kadar, şüpheli/sanık hakkında yapılacak bütün işlemlerin adlî
makamların görev ve yetkisi içinde bulunması genel kuraldır. Ancak, etkili, verimli, süratli ve
saygın bir kamu yönetimi de toplumun vazgeçemeyeceği bir olgudur. Kamu yönetiminin
hizmet görürken bunu memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yapacağı tabiidir. Bu noktada,
Devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürüttükleri kamu
hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevleri kamusal yetki ve usuller kullanmak suretiyle
ifa eden memurlar ve diğer kamu görevlilerinin bu görevleri sebebiyle işledikleri suçlar
nedeniyle doğrudan doğruya ceza kovuşturmasına tâbi tutulmaları, kamu hizmetinin işleyişinde
aksamalara ve kamu otoritesinin saygınlığının zedelenmesine yol açabilir. Bu sakıncaları
gidermek, memurlar ve diğer kamu görevlilerini asılsız isnat ve iftiralar karşısında korumak
için bunların görevleri sebebiyle işledikleri suçlar hakkında adlî makamların kovuşturma
yapmasından önce idarenin bir inceleme yapmasını ve bu incelemenin sonucuna göre olayın
yetkili ve görevli adlî mercie intikal ettirilmesini öngören sistemler geliştirilmiştir.
Kamu yönetimini zaafa uğratmadan memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri
sebebiyle işledikleri iddia olunan suçlarda yargılama aşamasına geçilmeden yapılacak
soruşturmanın basit, etkili ve süratli biçimde işlemesini sağlamak ve suçların cezasız kalmasını
engellemek amacıyla İdare Hukukuna kazandırılan en önemli sistem ve düzenleme 4483 sayılı
Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanundur. 4483 sayılı
Kanun ile yapılan düzenlemenin amacı 1 inci maddesinde hükme bağlanmıştır. İlgili
maddeye göre; ‘memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri
suçlardan dolayı yargılanabilmeleri için’; şu hususlara dikkat etmek gerekir.
Memurların işledikleri suçları, görevleriyle bağlantısı olup olmaması yönüyle üçe
ayırabiliriz.
Bunlardan birincisi görev nedeniyle işlenen suç,
İkincisi görev sırasında işlenen suç,
Üçüncüsü ise kişisel suçtur. Üçüncü gruba giren kişisel suçlar, bir zabıta memurunun
tribünde maç izlerken rakip takımın taraftarına veya hakeme küfür etmesi gibi yaptığı görevle
hiçbir bağlantısı olmayan bir suç olduğundan 4483 sayılı Kanun kapsamı dışındadır.
Görev sebebiyle işlenen suç; memurun yasal düzenlemelerle kendisine verilen
görevlerinden doğan ve bu görevleriyle ilgili olan suç demektir. Bunlarla işlenen suç ile görev
arasında bir nedensellik bağı vardır ve suç görevin sonucu olarak ortaya çıkar. Görev sırasında
işlenen suç ise, memurun göreviyle ilgili olmayan, görevin yapıldığı sırada işlenen suç
demektir. Bir zabıta memurunun ilgilisine tebliğ edilmek üzere kendisine verilen evrakı süresi
içerisinde ilgiliye tebliğ etmemesi ve evrakı yok etmesi eylemi, yaptığı görevden doğduğundan
görev sebebiyle işlenen suça; evrakı tebliğ ederken evrakın gecikme nedenini soran ilgiliye
hakaret etmesi görev sırasında işlenen suça örnektir3.
Bu yönüyle, 4483 sayılı Kanunun amacını belirten ‘görev sebebiyle işlenen suç’
kavramının, memuriyet görevinden doğan, görev ile bağlantılı ve görevden
yararlanılarak işlenebilen suçları, başka bir anlatımla sadece memurlar tarafından
işlenebilen, failin memur olmasının suç tipinde kurucu unsur olarak öngörüldüğü suçları
ifade ettiği söylenebilir.
Bu açıklamalar ışığında Sular İdaresi memurlarının ve diğer kamu görevlileri ile ilgili
durumu mercek altına alındığında; öncelikle memurun tabi bulunduğu kurumun teşkilat kanunu
esas alınmalıdır. Şayet suçların soruşturulması yönünde memurların yargılanması yönündeki
kanuna tabi olduğu yönünde hüküm mevcut ise 4483 sayılı Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca,
kapsam dâhilinde kabul edilmelidir. Dolayısıyla, İSKİ’nin 1981 yılı kuruluş Kanununda, kurum
personelinin; MMHK’na (4483 öncesi) tabi olacağı ya da olmayacağı yönünde bir hüküm
olmamasına karşın 2560: Ek Madde 3 – (Ek: 7/2/1983 - KHK 56/12 md.; aynen kabul:
23/5/1984- 3009/13 md.) ile “İSKİ Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu üyeleri hakkında
görevlerinden doğan ve görevlerini yaparken işledikleri suçlardan dolayı soruşturma ve
kovuşturma, Devlet memurlarının tabi oldukları Kanun hükümlerine göre yapılır”
hükmü getirilmiştir. Buradan düzenlemenin mefhumu muhalifinden hareketle tahdidi olarak
sayılan İSKİ Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu üyeleri dışında kalan personelin 4483 sayılı
kanuna tabi olmadığı anlaşılmaktadır. Bu hususu Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı,
Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü’nün konu hakkındaki görüşü ve yargı kararları çerçevesinde değerlendirmek konuya derinlik kazandıracaktır.
3.1. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Sular İdareleri Personelini 4483 Yönünden Nasıl Değerlendirmektedir?
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Yerel Yönetimler Genel
Müdürlüğü’nün 20.12.2022 tarihli ve 4453295 sayılı… Sular İdaresi Genel Müdürlüğüne
verdiği görüş yazısı tetkik edildiğinde4, “Genel Müdürlüğünüzde 657 sayılı Kanuna tabi olarak
çalışan personelin 4483 sayılı Kanun kapsamında olup olmadığına ilişkin ilgi yazı
incelenmiştir. Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 24 üncü maddesinde,
"Devlet memurlarının görevleri ile ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı
soruşturma ve kovuşturma yapılması ve haklarında dava açılması özel hükümlere tabidir."
hükmü yer almaktadır. Diğer taraftan, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin
Yargılanması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde, "Bu Kanun, Devletin ve diğer kamu tüzel
kişilerinin genel idare esaslarına göre yürüttükleri kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve
sürekli görevleri ifa eden memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri
suçlar hakkında uygulanır. Görevleri ve sıfatları sebebiyle özel soruşturma ve kovuşturma
usullerine tabi olanlara ilişkin kanun hükümleri ile suçun niteliği yönünden kanunlarda
gösterilen soruşturma ve kovuşturma usullerine ilişkin hükümler saklıdır. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali genel hükümlere tabidir. Disiplin hükümleri saklıdır. 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 243 ve 245 inci maddeleri ile 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 154 üncü maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında açılacak soruşturma ve kovuşturmalarda bu Kanun hükümleri uygulanmaz." hükmü bulunmaktadır. Mezkûr 2 nci maddenin gerekçesinde de, "Getirilen sistemle görev sebebiyle işlenen suçlarda adlî kovuşturmaya geçilmeden önce yetkili merci tarafından izin verilmesi öngörülmektedir.
Ayrıca, 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri
Hakkında Kanunun; 1 inci maddesinin son fıkrasında, "İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi,
İstanbul Büyük Şehir Belediyesine bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir
kuruluştur. İSKİ personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabidir."
hükmü, 2 Ek 3 üncü maddesinde, "İSKİ Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu üyeleri hakkında
görevlerinden doğan ve görevlerini yaparken işledikleri suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma, Devlet memurlarının tabi oldukları Kanun hükümlerine göre yapılır." hükmü, Ek 5 inci maddesinde, "Bu Kanun diğer büyükşehir belediyelerinde de uygulanır." hükmü yer
almaktadır. 2560 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin 23/5/1984 tarihli ve 3009 sayılı Kanunun
1 inci maddesi ile değişik ilk halinde, "İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi, İstanbul Belediyesi
ile koordineli olarak hizmetlerini yürüten müstakil bütçeli ve kamu tüzelkişiliğini haiz bir
kuruluş olup, personel statüsü bakımından 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ek geçici
9 uncu maddesi hükümlerine, diğer işlemlerinde ise özel hukuk hükümlerine tabidir." hükmü
yer almaktaydı. Mezkûr 3009 sayılı Kanunun 1 inci maddesinin gerekçesinde, "2560 sayılı İSKİ
Kanununun Kuruluş'a ilişkin 1 inci maddesinde değişiklikler yapılmaktadır. Buna göre; a)
Genel Müdürlüğün hizmetinin İstanbul Belediyesinin görev alanı ile sınırlı olması, şehre su
sağlayan belediye sınırları dışındaki kaynakların korunması konusunda faaliyetleri engelleyici
nitelikte görülmüş ve Genel Kurulun bu doğrultudaki teklifi uygun görülerek ‘Şehre su sağlayan
kaynakların korunmasına ilişkin görevler saklı' tutulmuştur. Madde ile getirilen ilk değişiklik
bu noktada olmuştur. b) İSKİ'nin idare ile ilişkilerinin sınırlı olması uygulamada bazı
aksaklıklara neden olduğundan İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün
İstanbul Valisinin gözetim ve denetimi altında çalışan bir kuruluş olduğu vurgulanmıştır. c)
Kanuna göre İSKİ'nin personel statüsü dışında özel hukuk hükümlerine tabi olduğu hükme
bağlanmıştır. Kamu hizmeti gören bir kuruluşun özel hukuk hükümlerine tabi tutulması
uygulamada sakıncalara yol açmaktadır. Bu bakımdan kuruluşun ancak çok zorunlu görülen
alım - satım ve ihale işlemleri kamu hukuku dışında tutulmuş, diğer hususlarda ise bu hukuka
tabi olması hizmetin gereği olarak benimsenmiştir." açıklamasına yer verilmiştir. Yine
Danıştay 1. Dairesinin 17/4/2000 tarihli ve E:2000/29, K:2000/59 sayılı istişari kararında,
"Madde 1 ve 2- 4483 sayılı Yasanın bu maddeleri amacı ve kapsamı belirlemektedir. Yasanın
2 nci maddesine göre bu yasa devlet ile Anayasanın 123 üncü maddesine uygun olarak kanunla
veya kanunun verdiği yetkiye dayanılarak kurulan diğer kamu tüzel kişilerinde çalışanlar
hakkında uygulanacak, devlet tüzelkişiliği içinde yer almayan, kamu tüzelkişiliği niteliği
taşımayan kuruluşlarda çalışanlar hakkında uygulanmayacaktır. Kamu tüzel kişilerinin genel
idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve
sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür" hükmü 4483 sayılı Yasanın
2 nci maddesine "kamu iktisadi teşebbüsleri" deyimi çıkarılarak aynen alınmak suretiyle kamu
iktisadi teşebbüsleri personeli yasa kapsamı dışında tutulmuş, 17 nci maddesi ile de teşebbüs
genel müdürleri ve yönetim kurulu üyelerinin yargılanmaları ilgili bakanın iznine bağlı
kılınarak yalnızca bunlar hakkında 4483 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanması öngörülmüştür.
Kuruluş kanunlarında, personeline Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkatin uygulanmayacağı veya özel hukuk hükümlerine tabi olduğu belirtilen kamu tüzel kişilerinin 4483 sayılı Yasa kapsamına girmeyeceği, buna karşın kuruluş kanunlarında Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkatin uygulanacağı belirtilen kamu tüzelkişileri personeli hakkında ise 4483 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanacağı tabii bulunmaktadır.
Asli ve sürekli görevler, genel idare esaslarına göre, kamu gücü kullanılarak yürütülen
görevlerdir. Bu görevlerde kamu gücünü kullanarak çalışanlar ise kamu görevlileridir. Kamu
görevlileri, kamu hizmetinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerde yönetime kamu hukuku
ilişkisi ile bağlı olarak çalışan, kendilerine kadro tahsis edilen, bütçeden ödeme yapılan ve
haklarında yasalarda belirlenen özel kurallar uygulanan memurlar ile diğer kamu
görevlileridir. Bu durumda, genel idare esaslarına göre asli ve sürekli görevlerde çalışmayan,
kamu gücünü kullanma yetkisi olmayan personel 4483 sayılı Yasa kapsamına girmemektedir.
Nitekim bunlar, yaptıkları hizmet kamu görevi olarak kabul edilmediğinden Türk Ceza
Kanununun uygulamasında memur sayılmamaktadırlar. Maddi ceza hukuku yönünden memur
sayılmayan ve memur suçlarıyla cezalandırılmayan bu kişileri usul hukuku yönünden
ayrıcalıklı bir duruma getirip memurlar gibi soruşturmaya tabi tutmak düşünülemez."
açıklamasına yer verilmiştir. Konuya ilişkin İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel
Müdürlüğünün 15/12/2022 tarihli ve E91595350-250-43096 sayılı görüş yazısında, “Görüş
istenen konuya ilişkin olarak, anılan hükümlerin değerlendirilmesinden ……….. Su ve
Kanalizasyon Genel Müdürlüğünün ………….. Büyükşehir Belediyesi il mülki sınırları
içerisinde su ve kanalizasyon hizmetlerini genel idare esaslarına göre yürütmekle görevli ve
kamu tüzel kişiliğine haiz bir kuruluş olup su ve kanalizasyon idarelerinde görev yapan
personeller de asli ve sürekli kamu görevi ifa ettikleri, 2560 sayılı Kanun uyarınca da 657 sayılı
Devlet Memurları Kanununa tabi oldukları, 4483 sayılı Kanunun 2. maddesinin ilk fıkrasında
sayılan kamu görevlileri tanımı içerisinde yer aldıkları anlaşılmaktadır. 4483 sayılı Kanunla
memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı
yargılanabilmeleri için izin vermeye yetkili makamlar ve soruşturma izin yetkisi ve izlenecek
usule ilişkin esaslar düzenlenmiştir. Bu doğrultuda ilgili personeller hakkında görevleri
sebebiyle suç işlediklerinin ileri sürülmesi halinde, 4483 sayılı Kanun kapsamında işlem
yapılması gerektiği değerlendirilmektedir.” denilmiştir. Danıştay Birinci Dairenin 5/11/2019
tarihli ve E:2019/1697, K:2019/1460 sayılı kararı da bu yöndedir. Yukarıda yer verilen hüküm
ve kararlar neticesinde, kamu tüzel kişiliğine haiz belediye bağlı kuruluşlarında asli ve sürekli
kamu hizmeti gören ve 657 sayılı Kanuna tabi oldukları açıkça belirtilen Devlet memurlarının
görevleri ile ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı soruşturma ve
kovuşturma yapılması ile haklarında dava açılması hususunda 4483 sayılı Kanuna tabi
oldukları değerlendirilmektedir.” hususlarına yer vererek, yukarıda arz ve izah edilen
gerekçelerden ötürü Memurların Yargılanması Hakkındaki Kanun hükümlerinin aynen Sular
idareleri personeline de uygulanması yönünden görüşünü ortaya koymuştur.
Bakanlığın görüşüne katılmakla birlikte, görüşün “… yukarıda yer verilen hüküm ve
kararlar neticesinde, kamu tüzel kişiliğine haiz belediye bağlı kuruluşlarında asli ve sürekli
kamu hizmeti gören ve 657 sayılı Kanuna tabi oldukları açıkça belirtilen Devlet memurlarının
görevleri ile ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı soruşturma ve
kovuşturma yapılması ile haklarında dava açılması hususunda 4483 sayılı Kanuna tabi
oldukları değerlendirilmektedir.” kısmında, görevleri sırasında işlenen suçlar görüşüne
katılmamaktayız, çünkü memurlar görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan 4483 tabidir.
Dolayısıyla memurların görevi sırasında işlemiş oldukları suçlardan ötürü soruşturmaları ve
kovuşturulmaları genel hükümlere tabi olacaktır. Bu sebepten, ‘görevi sırasında’ ibaresinin
bilinçli yazılmadığını, sehven yazıldığını düşündüğümüzden ilgili kısmın düzeltilmesi
gerekmektedir.
İkinci husus, ayrıca, 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü
Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun; 1 inci maddesinin son fıkrasında, "İstanbul Su ve
Kanalizasyon İdaresi, İstanbul Büyük Şehir Belediyesine bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel
kişiliğini haiz bir kuruluştur. İSKİ personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu
hükümlerine tabidir." hükmü, 2 Ek 3 üncü maddesinde, "İSKİ Genel Müdürü ve Yönetim
Kurulu üyeleri hakkında görevlerinden doğan ve görevlerini yaparken işledikleri suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma, Devlet memurlarının tabi oldukları Kanun hükümlerine göre yapılır." hükmü, Ek 5 inci maddesinde, "Bu Kanun diğer büyükşehir belediyelerinde de uygulanır." hükmü yer almaktadır.
Bakanlığın görüşünde ilgili hükme yer verilmesine rağmen, Danıştay Birinci Dairenin
5/11/2019 tarihli ve E:2019/1697, K:2019/1460 sayılı Kararında, “2560 sayılı İstanbul Su ve
Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 1 inci
maddesinin birinci fıkrasında, İstanbul Büyük Şehir Belediyesinin su ve kanalizasyon
hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gereken her türlü tesisi kurmak, kurulu alanları devralmak
ve bir elden işletmek üzere İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün
kurulduğu, son fıkrasında ise, İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresinin, İstanbul Büyük Şehir
Belediyesine bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluş, İSKİ personelinin
de 657 sayılı Devlet Memurları hükümlerine tabi olduğu, aynı Kanunun Ek 5 inci maddesinde
de, bu Kanunun diğer Büyükşehir Belediyelerinde de uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Anılan hükümlerin değerlendirilmesinden, büyük şehirlerde su ve kanalizasyon hizmetlerini
genel idare esaslarına göre yürütmekle görevli ve kamu tüzel kişiliğini haiz su ve kanalizasyon
idarelerinde görev yapan personelin asli ve sürekli kamu görevi ifa ettikleri, 2560 sayılı Kanun
uyarınca da 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi oldukları, 4483 sayılı Kanunun 2 nci
maddesinin ilk fıkrasında sayılan kamu görevlileri tanımı içerisinde yer aldıkları, buna göre,
ilgili personel hakkında görevleri sebebiyle suç işlediklerinin ileri sürülmesi halinde bu kişiler
için 4483 sayılı Kanun kapsamında işlem yapılması gerektiği” sonucuna ulaştığı anlaşılmakla
birlikte, 2560 sayılı kanun 2 Ek 3 üncü maddesindeki, "İSKİ Genel Müdürü ve Yönetim
Kurulu üyeleri hakkında görevlerinden doğan ve görevlerini yaparken işledikleri suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma, Devlet memurlarının tabi oldukları Kanun hükümlerine göre yapılır." hükmünden hiç bahsetmediği görülmektedir. Sonuç olarak karara katılmakla birlikte, yukarıda verilen bilgiler doğrultusunda mer’i mevzuattaki hükümlerin tamamı dikkate alınmadan verilen kararın eksik bir değerlendirme neticesinde verildiğini düşünmekteyiz.
SONUÇ ve DEĞERLENDİRME
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Yerel Yönetimler Genel
Müdürlüğünün 20.12.2022 tarihli görüşü dikkate alınarak, Sular İdareleri Memurlarının 4483
sayılı yasa kapsamında değerlendirilmesi hususundaki hukuki düşüncemiz gerekçe, öneri ve
eleştiri alt başlığı altında maddeler halinde belirtilmiştir.
Gerekçemiz,
1- Sular idarelerinin Genel Kurulu; hizmet sunduğu mahaldeki büyükşehir
belediyelerinin de Sular İdarelerinin de karar organı olan büyükşehir belediye
meclisidir. Buna ek olarak, sular idarelerinin çıkış noktalarının da 5216 sayılı
Büyükşehir Belediye Kanununun; Büyükşehir Belediyesinin Görev, Yetki ve
Sorumlulukları başlıklı, Büyükşehir ilçe ve ilk kademe belediyelerinin alt başlıklı 7.
maddesinin (r) bendine göre; “su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek…” hükmü
olduğu da gayet açıktır. Bu çerçevede, sular idarelerinin; ölçek ekonomisi
kapsamında optimal bir verimlilik sağlayacağından hareketle görev sahasının mülki
sınır ölçeğinde olmasına karşın, Sular İdareleri personelinin; büyükşehir belediye
personeli (Kanun kapsamındaki personel) ve hatta ve hatta küçük ölçekli yerindenlik
hizmeti ifa eden ilçe belediye personeli gibi görevlerinden doğan ve görevlerini
yaparken işledikleri suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturmaları, devlet
memurlarının tabi oldukları kanun hükümlerine göre yapılmaması hakkaniyete
uymamaktadır.
2- Diğer taraftan, her ne kadar İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi 1981 yılında
kurulmuşsa da, ‘su ve kanalizasyon hizmetleri’ 12.12.1984 tarihinde kabul edilen
3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkındaki Kanun ile 10.07.2004
tarihinde kabul edilen 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanununun görev ve
yetkileri kapsamına da alınmıştır. Ancak, 20.11.1981 tarihinde yürürlüğe giren 2560
sayılı İSKİ Kanununun, diğer büyükşehir belediye Kanunlarından daha önce
yürürlüğe girmesinden dolayı, ‘su ve kanalizasyon hizmetleri’ halen sular idareleri
eliyle yürütülmektedir. Dolayısıyla, belediyecilik anlamında büyükşehir belediye
bünyesindeki kamu görevlilerince, Kanunda sayılan diğer kamu hizmetleri (5216
sayılı Kanunun görev ve yetkileri başlıklı madde de sıralı olarak sayılan) ifa
edilirken, adli soruşturmaya ve kovuşturmaya konu olacak iş ve işlemler memurların
yargılanması hakkındaki Kanuna tabi iken, aynı Kanun kapsamında olan ancak
farklı bir kamu hizmetini ifa eden sular idarelerinde görevli memur ve diğer kamu
görevlilerinin 4483 sayılı Kanun kapsamı dışında tutulmasının, mezkûr Kanunun
gerekçesine ve ruhuna ters düşmektedir.
3- Danıştay Birinci Dairenin 5/11/2019 tarihli ve E:2019/1697, K:2019/1460 sayılı
Kararında, “2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü
Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasında,
İstanbul Büyük Şehir Belediyesinin su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu
amaçla gereken her türlü tesisi kurmak, kurulu alanları devralmak ve bir elden
işletmek üzere İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün
kurulduğu, son fıkrasında ise, İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresinin, İstanbul
Büyük Şehir Belediyesine bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir
kuruluş, İSKİ personelinin de 657 sayılı Devlet Memurları hükümlerine tabi olduğu,
aynı Kanunun Ek 5 inci maddesinde de, bu Kanunun diğer Büyükşehir
Belediyelerinde de uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Anılan hükümlerin
değerlendirilmesinden, büyük şehirlerde su ve kanalizasyon hizmetlerini genel idare
esaslarına göre yürütmekle görevli ve kamu tüzel kişiliğini haiz su ve kanalizasyon
idarelerinde görev yapan personelin asli ve sürekli kamu görevi ifa ettikleri, 2560
sayılı Kanun uyarınca da 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi oldukları,
4483 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin ilk fıkrasında sayılan kamu görevlileri tanımı
içerisinde yer aldıkları, buna göre, ilgili personel hakkında görevleri sebebiyle suç
işlediklerinin ileri sürülmesi halinde bu kişiler için 4483 sayılı Kanun kapsamında
işlem yapılması gerektiği” sonucuna ulaştığı anlaşılmakla birlikte, 2560 sayılı kanun
2 Ek 3 üncü maddesindeki, "İSKİ Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu üyeleri
hakkında görevlerinden doğan ve görevlerini yaparken işledikleri suçlardan
dolayı soruşturma ve kovuşturma, Devlet memurlarının tabi oldukları Kanun
hükümlerine göre yapılır." hükümden hiç bahsetmemesi düşündürücü olmakla
birlikte, mezkûr ek madde ile birlikte bir değerlendirme yapılmış olsaydı ilgili
kararın sonucunu değiştirebilir miydi sorusunu gündeme getirmektedir. Ancak
kararın iyi yönü mevcut haliyle Sular İdaresi personelinin lehine olmasıdır.
Eleştirimiz,
4- Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Yerel Yönetimler Genel
Müdürlüğü’nün 20.12.2022 tarihli görüşünde, “… yukarıda yer verilen hüküm ve
kararlar neticesinde, kamu tüzel kişiliğine haiz belediye bağlı kuruluşlarında asli ve
sürekli kamu hizmeti gören ve 657 sayılı Kanuna tabi oldukları açıkça belirtilen
Devlet memurlarının görevleri ile ilgili veya görevleri sırasında işledikleri
suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılması ile haklarında dava açılması
hususunda 4483 sayılı Kanuna tabi oldukları değerlendirilmektedir.” yer alan “…
görevleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı…” kısmının yanlış olduğu,
kanunda böyle bir seçimlik şartın olmadığı çünkü 4483 sayılı “Memurlar ve Diğer
Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkındaki Kanunun” amaç başlıklı 1 inci
maddesi ile TBMM’ye sevk edilen genel gerekçesi dikkate alındığında, 4483 sayılı
Kanunun uygulanabilmesi için kamu görevlisine yürürlükteki yasal hükümler
çerçevesinde bir görev verilmiş olması ve kamu görevlisinin de bu görevini ifa
ederken bir suç işlemesi gerektiği, diğer bir ifade ile görev sırasında işlenen ve
fakat görevle ilgisi bulunmayan suçlar için bu Kanun hükümlerinin
uygulanamayacağı, hükmünün açık olduğu, dolayısıyla “… görevleri sırasında
işledikleri suçlardan dolayı…” kısmının uygulayıcılar açısından dikkate alınmaması
gerektiği, aynı zamanda Bakanlığın mezkur ifadeyi de düzeltmesi gerektiği
değerlendirilmiştir.
Önerimiz,
5- Sular İdareleri personelinin, İSKİ Kuruluş Kanununda yapılan değişiklik sonrası;
“İSKİ Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu üyeleri dışındaki kamu görevlilerinin
görevlerinden doğan ve görevi sırasında işledikleri suçlardan dolayı 4483 sayılı
Memurlar ve Diğer Kamu Görevlileri Hakkındaki Kanuna tabi olmayıp,
haklarındaki soruşturma ve kovuşturmanın genel hükümlere göre yapılması”
yönündeki hükmü karşısında Sular İdareleri personelinin; görevleri sebebiyle
işledikleri suçlar nedeniyle doğrudan doğruya ceza kovuşturmasına tabi tutulmaları,
kamu hizmetinin işleyişinde aksamalara ve kamu otoritesinin saygınlığının
zedelenmesine yol açabilir. Bu sakıncaları gidermek, memurlar ve diğer kamu
görevlilerini asılsız isnat ve iftiralar karşısında korumak için bunların görevleri
sebebiyle işledikleri suçlar hakkında adli makamların kovuşturma yapmasından
önce idarenin bir inceleme yapmasını ve bu incelemenin sonucuna göre olayın
yetkili ve görevli adli merciye intikal ettirilmesi gerektiği açıktır. Dolayısıyla Sular
İdareleri personelinin, yürüttükleri hizmette aksamalara ve kamu otoritesinin
saygınlığının zedelenmesine yol açmadan, görevlerini huzur ve güven içerisinde
yapabilmeleri ve dolayısıyla haksız isnatlardan korunmaları amacıyla 2560
sayılı kanun 2 Ek 3 üncü maddesindeki, "İSKİ Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu
üyeleri hakkında görevlerinden doğan ve görevlerini yaparken işledikleri
suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma, Devlet memurlarının tabi oldukları
Kanun hükümlerine göre yapılır." hükmünün kaldırılarak ve Çevre, Şehircilik ve
İklim Değişikliği Bakanlığı, Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü’nün istişari görüşü
de dikkate alınarak; ivedilikle teşkilat yasasında sular idaresi personelinin
memurların yargılanması hakkındaki kanun olan 4483 sayılı Kanuna tabi olmaları
yönünde bir düzenleme yapılmalıdır.
_____________________
1 Kamu Görevlisi Uzlaştırmacı–Müfettiş, İstanbul Büyükşehir Belediyesi/İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi.
İletişim: ymerdoglu@iski.gov.tr
Mahalli İdareler Dergisi, Sayı 109 (220), Nisan-Mayıs 2022, ISSN 2147-5695, ss. 3-16.
2 Yusuf MERDOĞLU, “İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresinin 4483 Sayılı Memurlar ve Diğer Kamu
Görevlileri Hakkındaki Kanun Kapsamındaki Yeri”, Mahalli İdareler Dergisi, Mart-2018, Sayı: 63.
3 Yusuf MERDOĞLU, “İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresinin 4483 Sayılı Memurlar ve Diğer Kamu
Görevlileri Hakkındaki Kanun Kapsamındaki Yeri”, Mahalli İdareler Dergisi, Mart-2018, Sayı: 63.
4 https://webdosya.csb.gov.tr/db/yerelyonetimler/icerikler/beled-ye-bagli-kuruluslarinda-657-sayili-
20221220144216.pdf, E.T. 01.01.2023.
KAYNAKÇA
Salihoğlu, Enver, “4483 Sayılı Kanun İle Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin
Yargılanması Öncesi Aşamaya İlişkin Usul ve İşlemler”, Beta Yayınlar, İstanbul-2005.
Yusuf MERDOĞLU, İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Çalışanlarının 4483 Sayılı Memurlar
ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Kanunu Kapsamındaki Yeri, Mahalli İdareler
Dergisi, Mart-2018.
Danıştay Birinci Dairenin 5/11/2019 tarihli ve E:2019/1697, K:2019/1460 sayılı kararı.
Danıştay ikinci dairesinin 1984/2692 Esas, 1987/69 sayılı kararı.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 1990/ YYB-35E, 1990/353 sayılı kararı.
Danıştay 2. D 28.11.2000 gün ve E.2000/3172, K.2000/3988 sayılı kararı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü’nün
20.12.2022 tarihli … Sular İdaresi Genel Müdürlüğüne verdiği görüş yazısı.
sayili-20221220144216.pdf, E.T. 01.01.2023.



Yorumlar